|
İSTANBUL’UN
İNCİSİ
Ben
İstanbul’daki meşhur boğaz
köprüsüyüm ve gerçekten o kadar mutluyum ki, canım hiç sıkılmıyor.
Etrafı seyretmek çok eğlenceli.
Eee,
ne de olsa İstanbul burası başka yere benzemez...
Biraz olsun konuşmak istesem Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
ile dertleşiyorum. O bana anlatıyor, ben ona...Üzerimizden geçen
arabalardan, martılardan ve daha bir sürü şeyden konuşuyoruz. İkimiz
de aynı kaderi paylaşıyoruz fakat
çok mutluyuz. Birlikte etraftaki camileri seyrediyoruz, martıları
izliyoruz , denize simit atan çocukları görüyoruz, seviniyoruz...
Vapurların çıkardığı köpüklere bakıyoruz. Haa, balıkçı amcalar
var bir de... Bazen de etrafta balıkçıların balıklarını yakalamaya çalışan
küçük kedileri görüyoruz. Onları çok seviyoruz.
En çok sevindiğim zamanlardan biri de Avrasya
Maratonu ... Küçük–büyük, yaşlı–genç herkes koşmaya geliyor o
zaman. Hatta omuzlarında küçücük bebeklerini taşıyan babalar bile
oluyor. Bazıları yorulup oturuyor, bazıları da koşmaya devam ediyor.
Biraz sallanıyorum ama hoşuma gidiyor. Birkaç gün sonra olacak Avrasya
Maratonu’nu iple çekiyorum.
Bir gün yıkılacağım, denize düşeceğim diye ödüm
kopuyor. Sonra üstümdeki insanlar ne olacak? Bunu düşünmek bile
istemiyorum. Hem bunun için Allah’a dua ediyorum. Allah dualarımı kabul
eder inşallah.
Buralar öyle güzel yerler ki, buradaki yerimi hiçbir
şeye değişmem.
Örneğin;
insan olmak isteyebilirim, başka yerler görüp oraları tanıyabilirim.Hayır,asla!.. Böyle güzel bir yeri hem de
“İstanbul’un boğaz köprüsü” olmayı hiçbir şeye değişmem.
Denizi seyretmek ayrı güzel, yanındaki parkları ayrı...
Bir yer bu kadar mı güzel olur? Bazen de
havai fişek atıyorlar onları seyretmeyi de seviyorum.
İstanbul apayrı bir diyar... Hele bir de boğaz köprüsü
olmak bambaşka bir duygu...Düşünüyorum da İstanbul kadar güzel şehir
var mı dünyada ?
Hatice
Meryem Gelgör
Ö.Öncü Derya İlköğretim Okulu
7/A
39
(2004)
|