|
1979’dan
2007’ye
AVRASYA
Tercüman
Gazetesi tarafından 1973 yılında gündeme getirilen Asya’dan
Avrupa’ya maraton fikri, 1979’da bir grup Alman turistin girişimiyle
start aldı. Boğaz Köprüsü’nden ilk kez koşanlar bunun 1 Nisan şakası
olduğu endişesindeydiler. Yıldan yıla gelişen Avrasya, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi organizatörlüğünde
ise zirveye ulaştı.
Avrasya
2007 için heyecanlı bir geri sayım yaşanırken, bu dev organizasyonunun
doğuşu, gelişimi ve bugünlere ulaşması kuşkusuz çok kolay olmadı. Yüz binleri
bir kıtadan kıtaya koşturmak gibi özelliğiyle de dünyanın en ilgi çeken
maratonu olan Avrasya zaman zaman bir çok engelle karşılaştı. Ama bir
iki yıl hariç her defasında bu ekonomik ve siyasi engelleri aşarak gündemdeki
yerini korudu. Türk sporu ve
İstanbullar için vazgeçilmez bir şölen havasına kavuşan maratonda ilk
adımın atıldığı 1979’dan bu yana tam 29 yıl geçti. Tarihi sürece
bakıldığında şu net olarak görülecektir ki, Avrasya, en muhteşem dönemlerini
ağırlıklı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin
organizasyonunda yaşadı.
Nasıl
başladı
1973
yılında Tercüman Gazetesi tarafından İstanbul Boğaz Köprüsü’nde
maraton koşulması fikri ortaya atılmış fakat 1979 yılına kadar bu
sadece düşüncede kalmıştır. 1979’da İstanbul’u ziyaret eden bir
grup Alman amatör sporcunun aynı konuyu gündeme getirmesiyle, İstanbul
Valiliği, Atletizm Federasyonu ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün
onayıyla ilk maraton gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında büyük
zorluklar ile yola çıkılarak start alan o dönemki ismiyle
"Asya-Avrupa Koşusu", bir avuç insanın katılımı ve 4 kişinin
üstün gayretleriyle gerçekleşebildi. İstanbul halkı o sıralarda daha
henüz yeni tamamlanmış bulunan Boğaziçi Köprüsü’ne yaklaşırken,
yolun kapatılarak bir koşunun düzenleneceği öğrendiğinde bunu bir 1
Nisan şakası olduğunu sanmıştı. 1 Nisan 1979’da start alan maratonun
tertip komitesinde yer alan ve Türk atletizminin babası olarak bilinen
Selahattin Yıldız, yine eski atlet ve Atletizm Federasyonu Başkanlığı
yapan Ali Ergenç, Ziya İğdebeli ile Osman Kazancıoğlu’nun girişimleri
ile koşulabildi. Düşük bir bütçe ve büyük zorluklarla karşılaşan
organizasyon ekibinin imdadına, Almanya’dan katılacağını açıklayan
60 kişilik bir ekip yetişti.
Simtel
ve Hisarbank’ın sponsorluklarını alan yarış komitesi, kaynak sıkıntısını
aşınca bu kez de Karayolları’nın engeli ile karşılaştı. Binlerce
insanın tempolu bir şekilde Boğaz Köprüsü’nden koşmasının, köprü
güvenliğini tehlikeye sokacağı gerekçesiyle karayollarından izin alınamadı.
İstanbul Valisi’nin araya girmesiyle çözülen sorun ile birlikte
"dünyanın ilk kıtalararası maratonu" unvanını kazanan
Asya-Avrupa Koşusu start aldı. Maraton; 10, 20
ve 42 kilometrelik üç bölümden oluşurken ayrıca 15 kilometrelik
bir yürüyüş etabı daha eklenerek 4 etaba çıkarıldı. Yarışın
sembolü olan ve daha sonra da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce
benimsenen turuncu-lacivert renkler için 60 kişi ile yarışa katılan
konuk Alman takımının forma renklerinden esinlenildi. İlk olarak bir
jest niteliği taşıması amacıyla davetiyeler üzerinde kullanılan renk,
daha sonraki yıllarda İstanbul’da kabul gördü. Büyük yankı uyandıran
ilk yarışın ardından Gençlik Spor Müdürlüğü ve Beden Terbiyesi ile
Atletizm Federasyonu, yarışın geleneksel bir boyut kazanması için çaba
sarf ettiler. Ancak gerek
koordinasyon eksikliği, gerekse koşuya yeterli önemin verilmemesi
sebebiyle ilerleyen yıllardaki yarışlarda, büyük aksaklıklar yaşandı.
Büyükşehir
damgası
Bu
problemler dolayısıyla, Asya-Avrupa Koşusu’na ilk gününden itibaren büyük
katkılarda bulunup isim babalığı yapan Selahattin Yıldız ile dönemin
Atletizm Federasyonu Başkanı Ali Ergenç, koşunun gerçek amacına ulaşmasını
sağlamak ve büyük bir sportif etkinlik haline gelmesi için, yarışın
organizatörlüğünü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne hibe etme
kararını aldılar. Büyük baskılar ve uzun tartışmalar sonunda Büyükşehir
Belediyesi’nin kontrolüne geçen Avrasya Koşusu, 1982’den sonra yeni
bir hüviyet kazandı. Önce ismi, "Kıtalararası Avrasya
Maratonu" olarak değişti ve sonra da belediyenin katkıları ile şölen
havası kazandı. İlerleyen yıllarda ise tam anlamıyla dev bir
organizasyona dönüştü.
Bu dönemde Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi
arasında yaşanan gerilim, Atletizm Federasyonu’nda Büyükşehir lehinde
tavır koyan Federasyon Başkanı Ali Ergenç’in istifası ile sonuçlandı.
Ali
Ergenç, o günleri değerlendirirken, "Bugün aynı durumda olsam yine
belediyeye verirdim koşuyu, çünkü bize ayrılan bütçe ve imkanlarla koşunun
uluslararası bir boyut kazanması mümkün değildi. Yolları kapatacaksınız,
binlerce, hatta on binlerce insanı yarışa hazırlayacaksınız,
organizasyon, araçlar tahsis edeceksiniz. Elbette devlet istese
organizasyonun en mükemmelini yapar. Ancak o dönem koşunun geleceği için
yetkiyi belediyeye vermek en doğru karardı" diyor.
Avrasya
Maratonu, Nurettin Sözen’den sonra başkanlık görevine gelen Recep
Tayyip Erdoğan döneminde de giderek büyüyen bir katılımla gerçekleşti.
Artık uluslar arası yerli ve yabancı isimler bu şölende boy gösterirken,
kategoriler ve ödüller artırıldı, IAAF, AIMS gibi dünya
atletizmini yöneten kuruluşlardan tebrik ve destek yağmaya başladı.
1998 yılındaki Avrasya’da rekor kırılarak
yaklaşık 150 bin kişi Asya’dan Avrupa’ya geçti. Bu yıl içerisinde
geçmişten gelen birikim, 500 kişilik hazırlık komitesinin elinde çok
iyi değerlendirildi. Artık Avrasya, tam anlamıyla dünya atletizminin en
önemli organizasyonlarından biri haline gelmişti.
1999
depremzedeler için
1999
yılına gelindiğinde, Türkiye’yi derinden sarsan 17 Ağustos depremi
nedeniyle maratonun koşulup koşulmayacağı tartışılır hale geldi.
Toplum olarak yaşanan üzüntünün yanı sıra güzergahın geçtiği Boğaz
Köprüsü’nden aynı anda binlerce insanın koşması bir risk meydana
getirebilirdi. Ancak İstanbul Valiliği başkanlığındaki koordinasyon
kurulu, organizasyonun yapılmasının Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılı
dönemi atlatmasında yararlı olacağına karar verdi. Ardından da köprü
üzerindeki riske karşılık katılımcı sayısı 75 bin kişiyle sınırlandırıldı.
75 bin kişinin yer aldığı 1999 Avrasya Maratonu’nun da elde edilen
gelirler de deprem zedelere bağışlandı. Bu karar, bir spor şöleninin,
toplumdaki yardımlaşma duygusunu ortaya çıkarması açısından da diğer
ülkelerdeki organizasyonlarca örnek alındı. Depremden etkilenen Marmara
Bölgesi’nden bir çok aile bu yardımlarla sorunlarının bir kısmını
çözme imkanını buldu.
2000’de
Olimpiyatlar için
2000
Avrasya Maratonu, dev organizasyonun tarihinde önemli bir yer tutar.
İlk defa gerçekleştirilen uygulamaların yanı sıra, tanıtım ve
dünyadaki izlenme oranıyla da çok başarılı bir organizasyon olarak değerlendirilmiştir.
Koşu, başta TRT, NTV, CNN Türk gibi yerli televizyonların yanı sıra bütün
dünyaca izlenen Eurosport kanalı vasıtasıyla naklen yayınlandı. Böylelikle
hem Türk atletizminin bu alandaki başarısı hem de İstanbul’un tarihi
ve doğal güzellikleri bir çok ülkeye nefis görüntülerle aktarıldı.
Reuters, Washington Post, AP gibi medya kuruluşlarıyla birlikte toplam 150
yerli ve yabancı gazetecinin de bu dev organizasyonu yakından takip etmesi
dikkat çekiciydi.
2000
yılının bir diğer özelliği; İstanbul’un 2008 Olimpiyatları için
yaşadığı adaylık sürecidir. Bu nedenle maraton bu adaylığı güçlendirmek
ve yerel yönetim olarak Büyükşehir Belediyesi’nin dev organizasyonları
başarıyla gerçekleştirebileceğini göstermek açısından büyük önem
taşıyordu. Bu nedenle her türlü ayrıntı düşünüldü, sportif başarı
ve yankılanma için dünyanın en ünlü atletleri davet edildi. 75 bin kişilik
kısıtlamaya rağmen aşırı ilgi nedeniyle bu sayının 100 bine yaklaşması
vatandaşların da Büyükşehir Belediyesi’ne verdiği desteğin en açık
göstergesiydi.
Kuşkusuz
ilk’ler bununla sınırlı değildi.
-
Dördüncü
etap olarak eklenen Engelliler kategorisi büyük maraton gibi 42
kilometre koşuldu.
-
İnönü
Stadı’nda kurulan doping kontrol merkeziyle ilk 3’e giren atletlere
test uygulandı.
-
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden federasyon başkanı ile 3 sporcunun iştiraki
sağlandı.
-
2008
Olimpiyatları temasını vurgulayan Avrasya müziği bestelendi. Bu müzik
kaset ve CD’lerle İstanbullular’a dağıtılırken, 15 gün boyunca
da sesli tanıtımda değerlendirildi.
-
İstanbul’un
30 ayrı merkezinde standlar kuruldu, çeşitli promosyon ve hediyeler
dağıtıldı.
-
Start
ve finiş noktalarında 2008 Olimpiyatları adaylığını vurgulayan görkemli taklar kuruldu.
-
Maraton
sonrası İnönü’deki şenlikte Mahsun Kırmızıgül ve diğer ünlü
sanatçılar binlerce İstanbullu’ya neşeli saatler yaşattılar.
Buradaki havai fişek ve paraşüt gösterisi de büyük ilgiyle karşılandı.
2001’de
katılım azdı
Kuşkusuz
Avrasya tarihinin katılımı en az koşusu 2001 yılında yaşandı. Bu
tarihe kadar yaptığı başarılı organizasyonlarla kamuoyunda büyük beğeni
toplayan ve gerçek bir atletizm şölenine imza atan İstanbul Büyükşehir
Belediyesi yönetmelik engeliyle karşılaştı. 22. Avrasya Maratonu’nu düzenleme
yetkisi 27.12.1999 tarihli yönetmelikle Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne
verilir. Aradan bir yıl geçmesine rağmen bu yönetmelik de değiştirilir
12.06.2000 tarihinde yürütme kurulu başkanlığına İstanbul Valiliği
getirilir. Buna göre, organizasyonla talip olacak kuruluşla da ayrı bir
protokol yapılacaktır. Maratonu düzenlemeye Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
ile Atletizm Federasyonu talip olur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi
devreden çıkarıldı. Öncelikle 28 Ekim olan maraton tarihi 11 Kasım’a
ertelenerek büyük bir yanlış yapıldı. Buna rağmen organizasyondaki
acemilik bir türlü giderilemedi, hiçbir uluslar arası atlet davet
edilmedi. Sönük tanıtım ve kötü organizasyon
nedeniyle İstanbullular da Avrasya’ya ilgi göstermedi ve katılımcı
sayısı 1500’te kaldı. Bu rakam, koşuların tarihindeki en düşük katılımı
ifade ediyordu.
Bu
olumsuzluklara rağmen 7 üyeli Düzenleme Komitesi’nde yer alan Büyükşehir
Belediyesi üzerine düşen her görevi eksiksiz yerine getirdi.
2002’de
yeniden Büyükşehir
Avrasya’nın
içinde düştüğü bu durum yerli ve yabancı basında geniş şekilde yer
aldı ve 2002 tarihinde organizasyon yetkisinin yeniden İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’ni devredilmesi istendi. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Erdoğan
Toprak’ın sağduyusu ile, Türk
atletizmine ve İstanbul’un tanıtımına katkı hedefiyle, Avrasya
yeniden ehil ellere verilmiş oldu. Bakan Erdoğan Toprak’ın bu kararı
atletizm çevrelerinin yanı sıra İstanbullular tarafından da sevinçle
karşılandı. Nitekim Avrasya Maratonu 2002,
on binlerce vatandaşların bir festival coşkusu, usta atletlerin
ise kıran kırana mücadele ettiği bir organizasyon olarak tarihteki
yerini aldı. İki yıl arasındaki bu fark, Avrasya Maratonu’nun Büyükşehir
Belediyesi’yle nasıl daha büyük ve dünyanın konuştuğu bir spor
platformuna dönüştüğünü herkese göstermesi açısından önemliydi.
Avrasya,
Büyükşehir’le büyüdü
İstanbul
Büyükşehir Belediyesi olmadan düzenlenen 23. Avrasya Maratonu hafızalardaki
yerini hala koruyor. Cılız, renksiz ve düşük dereceler... Bu nedenle koşuyu
düzenleme yetkisinin yeniden yerel yönetime verilmesi kuşkusuz
Avrasya’nın geleceği için de çok olumlu bir karardı. Geride kalan 29
yıllık Avrasya tarihi incelendiğinde en büyük hamlelerin ve coşkunun
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organizatörlüğünde yaşandığı
net şekilde görülüyor. Büyükşehir ilk defa tam yetkiyle koşuyu
organize ettiği 1989’da katılım ve tanıtım açısından önemli bir
gelişme sağlandı. Ardından 1994’te büyük bir ivme kazanıldı ve katılımcı
sayısı ilk defa 10 bin kişinin üzerine çıktı. 1997’ye gelindiği
ise 90 bin kişi bu önemli organizasyona katılırken 1998’de tam 150 bin
kişi Asya’dan Avrupa’ya geçti. 2006'da toplam ödüllerin 572 bin dolara
yükseltilmesiyle Avrasya Maratonu'na katılan uluslararası elit atletlerin
sayısı arttı. Aynı gün koşulan New York Maratonu'nda 20 atlet 2:20:00'ın
altında bir derece yaparken, İstanbul Avrasya Maratonu'nda 23 atlet bu
derecenin altında koştu.
Maraton
yerel yönetimlerin
Dünyadaki
yaygın uygulama maratonları o şehrin yerel yönetimi tarafından düzenlenmesi
şeklindedir. Buna göre, atletizmle
ilgili federasyon ve bazı resmi kuruluşlar yerel yönetime destek veriyor.
Avrupa’nın en popüler maratonlarından olan Paris Maratonu buna en iyi
örneklerden biridir. Ünlü New York Maratonu ise Amerika’da çok yaygın
olan Atletizm Kulübü tarafından organize edilmektedir. Dünyada bu denli
ünlü olmayan ancak her yıl düzenli olarak yapılan koşularda da ana görevi
yerel yönetimler üstlenmektedir. |